Doğru Soru, Sağlam Bilgiyle Doğar

Gelişmek, zorlanmakla mümkündür. Nasıl ki ağır yük kaldırmak ve zorlayıcı egzersizler kasları güçlendiriyorsa, zihinsel çaba da bilinci geliştirir. Kaslar şu şekilde güçlenir: zorlanma esnasında kaslar küçük düzeyde yırtılır ve vücut, aldığı besinlerle bu hasarı onararak kasları daha dayanıklı hale getirir. Ancak bir kas grubuna taşıyabileceğinden fazla yük bindirmek, onarılamaz zararlara yol açabilir. Bu misal gibi, soru sormak da insanın bilincini ve inancını geliştirme potansiyeli taşır. Ne var ki, sorularla aşırı yüklenmek zihinsel bir yıkıma neden olabilir.
Soru, bilincin çatlağıdır. Zihni zorlayarak çok sayıda soru sormak, bilinci paramparça edebilir; insanda bütünlük duygusunun yitmesine yol açar. Ancak bir kez soru bilinç alanına sızdı mı, onu dile getirmek ve cevabını aramak gerekir. Kök salan dikenli bir çalı gibi, cevapsız bırakılan her soru zamanla bilinçdışı alanda büyür ve eninde sonunda dikenlerini bilince batırır. İçinde bulunduğumuz çağ, bitmek bilmeyen bir sorgulama ve arayış halidir. Bu yolculuk, ortaya çıkan soruya kesin bir yanıt verilmediği sürece son bulmaz. İnsan, bir kere “Ben kimim?” sorusunu zihnine ektiğinde, gönlünde huzursuzluk başlar.
Arayışı amaç edinen kişi hiçbir yere kök salamaz ne bir fikre ne de bir yuvaya tutunabilir. Daldan kopan bir yaprak gibi salınır, durur. Sürekli arayış içinde olan insan, hiçbir siyasî görüşte karar kılamaz. Her şey hem doğru hem yanlışmış gibi görünür. Dinde sabit duramaz, dün sahiplendiğini bugün terk eder; dün alışkanlık edindiğini bugün bırakır. Her türden müziği dinler, her türden kitabı okur. Radikal modernlikte bu kararsızlık, cinsiyet gibi en mahrem alanlara dahi sirayet eder. Bir kez aynadaki varlığını beğenmeyen biri, o aynada hep yeni bir görüntü ister. Bu yönüyle modernlik, yeniliğe karşı dinmek bilmeyen bir açlıktır.
Sorunun bilinçte açtığı çatlağı onarmak, zihni güçlendirir, inancı derinleştirir. Doğru cevaplara ulaşmak, doğru soruları sormakla mümkündür; doğru sorular ise ancak sağlam bilgiyle sorulabilir. Bilgiye ulaşmak için gerekli çabayı göstermeden soru sormayı alışkanlık haline getirmek insanı köksüzleştirir. Köksüz kalan bir ruh zamanla kurur. Sürekli sorgulama ve eleştiri hali, kişide tatminsizliği ve kavgacılığı artırır. Böylesi kimsenin yüzündeki nur ve sevimlilik hali zamanla kaybolur.
05.07.2025 / Altındağ-Ankara



Yorumlar