Özgürlüğün Kaybı
- Ruhi Derya

- 1 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Özgürlük, insan iradesinin bağımsız olmasıdır; çünkü kişi irade etmedikçe ne söz ne de eylem biçim kazanır. Bedeninin güdülerine ve çağın beklentilerine tâbi olan kimse, eylemlerinin öznesi değildir. Oysa özne olmak özgürlüğü gerektirir. Özgürce söyleyen ve eyleyen insan, zamanın, eşyanın ve gündemin üzerinde irade sahibidir.
Bu çağda zaman üzerindeki kontrolümüz zayıflamakta, buna karşılık zamanın bizim üzerimizdeki tahakkümü artmaktadır. Takvimler, ajandalar ve hatırlatıcı alarmlar; tablolar, programlar ve tarifeler; belirli günler, haftalar, bitmeyen kutlamalar ve anmalar… Zamanın artan temposu içinde yapılması ve yetiştirilmesi gerekenlerin baskısı altındayız. Gecikmeye, bir şeyleri elden kaçırmaya karşı sürekli tetikte yaşıyoruz.
Bu çağda biz eşyalara sahip olduğumuzu zannederken, eşyalar bize sahip oluyor. Edindiğimiz her eşya, beraberinde yeni sorumluluklar getiriyor. Alacağımız eşyalar için çalışıyor, bütçe planları yapıyor; onların temizliği ve bakımı için zaman harcıyoruz. Kullanımdan çıkanları göz önünden kaldırmak için evde uygun bir yer arıyoruz. Dolup taşan evlerimizde eşyaları daha düzenli tasnif etmek için sepetler, kutular ve dolaplar alıyor, duvarları boydan boya raflarla dolduruyoruz. Kavanozlar, kitaplar, defterler ve spor setleri; saksılar, yedek lastikler ve saklama kapları; tespihler, çantalar ve yeni kahve fincanları biriktiriyoruz. Onlara gösterdiğimiz saygı nedeniyle çoğu zaman kendi yerimizi onlara bırakıyoruz.
Bu çağda kendimize ait sorunlar ve yakınımızdaki acılar gündemimizden uzaklaşırken, bizden uzak meseleler gündemimizin merkezine yerleşiyor. Maddi ya da ruhsal meselelerimizi konuşmak yerine, küresel firmaların sosyal medya uygulamalarında ya da ulusal partilerin medya aygıtlarında öne çıkan başlıkları tartışıyoruz. Jeopolitik çatışmalar, aydınlatılmayan davalar ve söndürülemeyen yangınlar; kaybolan çocuklar, evden kaçan kadınlar ve zehirlenme vakaları; çetin müsabakalar, vekâlet savaşları ve bitmeyen seçimler… Dahil edilmediğimiz oyunların izleyicisi, hatta taraftarı oluyoruz. Sahnenin parçası değiliz ama kenardan alkışlıyoruz. Bir şeylere tepki duyuyor, öfkeleniyor ve protesto ediyoruz. Birikmiş faturaların ve yalnızlıklarımızın içinde, yanı başımızda inleyen acıların sesini duyamazken, başkalarının duyarsızlığından şikâyet ediyoruz.
Özgürlük, bu çağın insanının acı kaybıdır. Zaman nehri akarken fark edilmeden yitirilen bir ömürdür. İnsanın elinde kalan ise hızlanan zamana rağmen yavaşlayabilmek; büyüyen arzulara rağmen küçülebilmek; sahip olduklarını azaltmak ve başta kendisi olmak üzere en yakındaki acılara kulak verebilmektir. Çünkü özgürlük, insanın özüne dönmesiyle; kendine ve var olduğu mekâna yeniden temas edebilmesiyle kazanılır.
01.12.2025 / Çubuk-Ankara



Yorumlar