top of page

Güç İstencinin Dünyevileştirici Gücü

  • Yazarın fotoğrafı: Ruhi Derya
    Ruhi Derya
  • 30 Haz 2025
  • 2 dakikada okunur

Güç istenci, insanoğlu için tehlikeli bir tuzaktır. Kalbe ekilen bir diken gibidir. Boy verdikçe biçilmezse, ruhun derinliklerine yayılır, zihni çürütür ve kalbi karartır.


Güç, en sarih ifadesiyle, kişinin başkalarının fiilleri üzerinde nüfuz sahibi olma kabiliyetidir. Hayvani tabiatta güç, fiziksel kapasiteden ibarettir. Kültürel tabiatta ise güç, semboller aracılığıyla belirir. Para, makam, unvan yahut hikmetten yoksun ideolojik-teknik bilgi, dünyalık gücün sembolleridir. Zengin kişi, sahip olduğu değişim araçlarını ve tüketim imkânlarını teşhir ederek etrafındakilerin bu gösterişe saygı duymalarını bekler. Makam sahibi, koltuğuna, unvanına, kartvizitine dayanarak kapıların kendisine açılmasını umar. İdeolojik-teknik bilgiye sahip uzmanlar sınıfı ise bilgileri üzerinden menfaat ve itibara taliptir.


Bahsi geçen sembollere sahip olmak yetmez. Muhatapların da bu sembollere boyun eğecek bir kabul düzeyinde olması gerekir. Yüksek katlı bir binaya malik olmanız yetmez; o binayı mesken tutan kiracıların olması sizi güçlü kılar. Makamlar, kendilerine bağlı kulları yoksa boş bir kabuktur. Ezbere bilinen metinler, dinleyeni olmayınca harf yığınına dönüşür. Bu zeminde güç sahibi olmak, diğer insanlara kıyasla güçlü olmaktır. Güç, toplumsal iletişim dünyasının içinde etkin konumları tutmaktır. Bu yüzden güç, bu dünyanın hesabıdır. Gücü dileyen, bu dünyayı dilemekte, gönlünü dünyaya bağlamaktadır. Bu dünyada bir düzen kurma hevesine kapılan, vaktini, mekânını ve ilişkilerini güç istenci etrafında tanzim eder. Hayatını, sahip olduğu gücü artırma gayesiyle tasavvur eder.


Güç istenci pençesindeki kimse için ölüm, beklenen bir vakit değil; sarsıcı, kontrolü bozan fesat bir andır. Belirsizliğe tahammülü yoktur; her şeyi kontrol etmek ister. Ahlaki gelişimi, olgunlaşmayı değil; sembolik birikimi değerli görür. Bu kişi için takdir edilmek, takip edilmek ve mülk edinmek öncelikli amaçlardır. Bu gaye dışındaki her iş ona beyhude görünür. Tefekkür, muhabbet, ihsan ve sanat bu kimse için vakit israfıdır. Bilinen ve görünen dünya dışında bir bütünlüğe temas etmeye çalışmak ise boş bir hevestir. Böylesi bir tavırdaki kişi, âlemin bütünüyle bağını kaybeder; dünyevileşmenin çorak topraklarına yerleşir.


İçinde bulunduğumuz çağ, güç istencinin temel ilke olduğu bir ahlâkı hâkim kılmıştır. İnsanlar birbirleriyle yarışır durur. Makam sahibi yüceltilir, zayıfın yüzüne bakılmaz. Para getirmeyen her iş kıymetsiz sayılır. Pratik fayda sağlayan bilginin peşinde koşulurken, anlam yüklü sözler hafife alınır. Tüm bunlar dünyevileşmenin görünümleridir.


30.06.2025 / Altındağ-Ankara


 
 
 

Yorumlar


E-Posta ile Haberdar Olmak İster misiniz?

Katılımınız için teşekkürler

    bottom of page