Mutluluk Üzerine

Ne için yaşadığını bilmeyen cahil, yanlış bir hayatı savunan gafildir. Gafiller, cehaletin mutluluk getirdiğini söyler. Oysa bu, mutluluğu geçici tatminlerle karıştırmaktır. Gerçek mutluluk, ulaşılması gereken bir hal ise, ona erişen kişi oradan ayrılmak istemez. Yüce bir ereğe varan insan, tekrar aşağıya inmeyi yahut o durumdan kurtulmayı arzu edebilir mi? Tatlı ve yağlı yiyeceklerin saadet getireceğine inanan kişi, ilk lokmada lezzet duyar. Lakin ikinci lokmada doyum, üçüncüde ise iç bulantısı başlar. O halde, yiyecek insanı kalıcı bir mutluluk haline ulaştırmaz; yalnızca geçici bir tatmin sunar.
Gülümsemek belki ama kahkaha atmak mutluluk değildir. Gülmek, insanın baskı altındaki zihnine geçici bir ferahlık verir. Mutsuzluğu unutmak ve hatta unutturmak içindir. Gülmek, acıyla mücadelenin bir aracıdır. Geçici tatminleri yahut gülmeyi mutluluk sanmak, dışarıda gönlünü eğlendiren bir adamın eşi olmak gibidir. Eşinin fenalıklarını zaman zaman sezse de dolu bir dolap ve tok bir mide için bunları görmezden gelen bir kadın ne kadar mutluysa, cahil insan da o kadar mutludur.
Gerçek mutluluğa erişmek için geçici tatminlere kapılmamak, gülme telaşında olmamak gerekir. Ne var ki insan hem bedensel hem de kültürel bir varlıktır. Bedenî güdüleri onu aşağı çekerken, kültürel ortamı da arzularıyla onu esir alır. Böylece insan, hakiki mutluluğa ulaşmakta zorlanır. Oysa muhabbet, ilim, tefekkür ve ibadet, insanı mutluluğa götüren yollardır. Ancak bedenin istekleri ve kültürel dayatmalar, bu yolda kişiyi sürekli geriye çeker. Mutluluk, orada kalınması zor olsa da ulaşılmak istenen bir haldir. Bu hale ulaşmak gönül kapılarını açmak, ağırlıkları ve karalıkları gönülden defetmekle mümkündür.
06.02.2025 / Altındağ-Ankara



Yorumlar