Şikâyetçilik Kültürü
- Ruhi Derya

- 24 Ağu 2025
- 1 dakikada okunur
Giderek yaygınlaşan bir şikayetçilik kültürüyle karşı karşıyayız. Söyleyende de ve dinleyende de acı bir tat bırakan şikâyet, sezgilere dayalı, anlık ve tepkisel bir tavırdır. Bireyin kendi varlığını merkeze koyarak olan biteni ele aldığı bu sızlanma hâli, gerçekte toplumsal bir değişime de yol açmaz. Çünkü şikayetçilik, eleştirel bir düşünme pratiğine dönüşmeyerek bireyi edilgenleştirir.
Eleştirel düşünme, sadece yanlış olana işaret etmez, daha iyisinin nasıl mümkün olabileceğini sorar. Eleştirel düşünme, kolektif eylem ve düzenlemelere odaklanırken; şikayetçi, sürekli bir mağduriyet hissi üretip umutsuzluk yayar. Şikayetçinin kalbine hâkim olan duygu huzursuzluk iken, eleştirel düşünenin kalbinde sorumluluk duygusu vardır. Şikayetçi, istek ve planlarının engellenmesi veya aksaması nedeniyle tepkilidir ve tek beklentisi, gündelik hayat akışını sürdürmesini sağlayan geçici çözümlerdir. Buna karşın eleştirel akıl, çözümleme yapar ve alternatifler üretir.
Şikayetçi, kendisinin daha iyisini hak ettiğine dair kesin bir inanca sahiptir. Onun huzurunu bozana değin göz ardı ettiği toplumsal eşitsizlikler ve sorunlarla karşılaştığında ise bayağı bir feryat koparır: "Bana haksızlık yapıldı", "Ben bunu hak etmiyorum." Kırgınlık ve kızgınlık duygularıyla köşesine çekilir. Şikayetçilik, atomizasyona uğramış bir toplumsal durumda bireyi kendi mecrasına hapseder. Eleştirel düşünme ise bize ihtiyacımız olan şeyi verir: daha iyi bir dünya tahayyülünü.
25.08.2025 / Altındağ-Ankara



Yorumlar